Kıbrıslıtürklerin Dijital Görünmezliği Bir Kimlik ve Hak Meselesidir: Kosova Modeli Yol Gösteriyor

“Kıbrıslıtürkler dijital dünyada ya başkasının kimliğiyle var oluyor, ya da hiç var olamıyor.”

Kıbrıslıtürklerin dijital dünyada yaşadığı görünmezlik sorunu, yalnızca teknik bir eksiklik değil; kimliğimizi, üretimimizi ve çağın dijital standartları içinde yer alma hakkımızı doğrudan etkileyen bir adaletsizliktir.

Bugün bir Kıbrıslıtürk, uluslararası bir platformda adres girmek istediğinde, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” seçeneğini bulamıyor.

Bunun yerine “Türkiye” ya da “Cyprus” seçmek zorunda kalıyoruz.

“Türkiye” seçildiğinde sistem bizden 81 ilden birini ve geçerli bir TC posta kodunu istiyor; “Cyprus” seçildiğinde ise Rum tarafına ait telefon kodu (+357) ve posta sistemi dışında işlem yapılamıyor.

Bu nedenle biz, dijital dünyada ya başkasının kimliğiyle var oluyoruz ya da hiç var olamıyoruz.

Bu durum, e-ticaret yapan girişimciden öğrencisine, mühendisinden turizmciye kadar tüm Kıbrıslıtürklerin dijital yaşamını kısıtlayan yapısal bir sorundur.

Görünmezliğin Günlük Hayattaki Yansımaları

Bu durum, yalnızca sembolik değil; her Kıbrıslıtürk’ün günlük yaşamını doğrudan etkileyen bir gerçek:

Online ödeme platformlarını kullanamıyoruz; TC kimliği olmadan Türkiye’deki ödeme altyapılarını bile kullanamıyoruz.

Google, Apple, Meta gibi platformlarda hesap açarken ülkemiz listede yok.

Evini Airbnb veya Booking.com’a eklemek isteyenler, ülkesini bulamadığı için sistemleri kandırmak zorunda kalıyor.

Bir yazılım geliştirici, Apple veya Google hesabı açarken adresi reddedildiği için Türkiye üzerinden kayıt yapıyor.

Online sipariş, e-ticaret veya dijital ödeme sistemleri, çoğu zaman “ülkeniz desteklenmiyor” uyarısıyla kapılarını kapatıyor.

Spotify ve Netflix gibi platformlar, IP adresimizi “Cyprus” olarak algıladığı için Türkçe içerikleri göstermeyebiliyor.

Bu tablo, Kıbrıslıtürklerin emeğini, üretimini ve kimliğini dijital dünyada görünmez hale getiriyor.

Bu artık bir “teknik eksiklik” değil, dijital eşitlik ve kimlik hakkı meselesidir.

BM Üyeliği Şart Değil: Dijital Tanınırlık Siyasi Değil, Teknik Bir Süreçtir

Birleşmiş Milletler üyeliği, dijital tanınırlığın ön koşulu değildir.

Bugün Kosova Cumhuriyeti, BM üyesi olmamasına rağmen, 2008 sonrası kurduğu Dijital Diplomasi Birimi aracılığıyla ISO 3166 ülke kodu (XK) almış ve Google, Apple, Meta, Microsoft gibi küresel platformlarda sistematik biçimde tanınmıştır.

Yani dijital tanınırlık, siyasi tanımadan ziyade, teknik standartlara uyum, koordinasyon ve dijital diplomasi kapasitesiyle mümkündür.

Bu model, Kıbrıslıtürkler için de somut bir yol haritası sunmaktadır.

TDP’nin Önerisi: Cumhurbaşkanlığı’na Bağlı “Dijital Diplomasi ve Tanınırlık Birimi” Kurulmalı

Toplumcu Demokrasi Partisi olarak çağrımız nettir:

Kıbrıslıtürklerin dijital dünyada hak ettiği görünürlüğe kavuşması için teknik, diplomatik ve stratejik bir yapı oluşturulmalıdır.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı, özerk ve çok disiplinli bir “Dijital Diplomasi ve Tanınırlık Birimi” kurulmalıdır.

Bu birim;

KKTC’nin ISO 3166 ülke kodu başvuru sürecini yürütmeli,

Google, Meta, Apple ve benzeri platformlarla resmî temas ve teknik entegrasyon süreçlerini yönetmeli,

Aynı zamanda Kıbrıslıtürklere yönelik dijital karalama kampanyaları, yanlış bilgi ve kara propaganda içeriklerine anında yanıt veren, hızlı refleksli bir Dijital Stratejik İletişim Merkezi olarak görev yapmalıdır.

Bu yapı; siber diplomasi, veri analitiği, kamu diplomasisi ve kriz iletişimini tek çatı altında toplayarak hem dijital görünürlüğü artıracak hem de toplumun itibarını koruyacaktır.

Dijital Tanınırlık Egemenliğin Yeni Alanıdır

Dijital çağda görünür olmak yalnızca prestij değil; kimliğin, emeğin ve egemenliğin dijital dünyadaki yansımasıdır.

Kıbrıslıtürkler, üretimini, emeğini ve kültürel varlığını dijital alanda da temsil etmeyi hak ediyor.

Kosova örneği bize gösteriyor ki, tanınmadan da tanıtılmak mümkündür — yeter ki vizyon, irade ve dijital diplomasiyle hareket edelim.

Posted in Digital Growth